Hayatımda hiç blog yazmadım ,kim okur kime hitap edebilirim ya da hitap etmek istiyormuyum pek emin değilim. 16 - 17 yaşlarında lisede okurken günlük tutmaya başlamıştım.Aslında epey de başarılıydı bana göre. İzlediğim filmler ,günlük ilginç olaylar ,ailem ,arkadaşlarım 17 yaşındaki bir bireyin hayatına ne sığar ve ne ilginç gelirse onlar vardı işte. Sesli olarak söyleyemediğim şeyler örneğin sevdiğim bir dizi karakteri hoşlandığım bir kız gibi sessizce yazdıklarım bana o defterin en yakın arkadaşım olduğunu hissettirirdi. İlginç bir şekilde akşam defterimle paylaştığım duygular yazma isteği 17 yaşındaki bir ergen çocukta yaşama sevincini artırmıştı. Yaşadığım minör ya da major durumlarda akşam defterimle paylaşacağım duygusu sanki o sorunun ortadan kalkacağını ya da güzel anının daha derinlerde kalıcı iz bırakacağını hissederdim. Ta ki bir gün lisenin son yılında iken eve geldiğimde annem bazı arkadaşları ile sohbet ediyor ve gülüyorlardı. Tanıdık cümle ve kelimeler daha iyi duyulur , benim günlüğümden birkaç satır duydum , duyduğuma emindim. Hemen odama gidip günlüğüme baktım yerinde duruyordu. Aileniz sizi güven konusunda nasıl yetiştirirse öyle büyürsünüz ve bu karakteristik özelliğinize yapışır. Yıllar geçse de kazık ve darbeler yeseniz de bu güven durumu değişmez. Aileme duyduğum güvenden dolayı şüphelenmedim sanırım yanlış duydum diye geçiştirdim. Birkaç gün sonra bir akşam yemeğinde akrabaar var iken konu bir diziden açıldı ve annem anlatmaya başladı. Emre günlüğüne yazmış diziyi ve karakterleri şöyle seviyorum hastasıyım aşığım gbi benim sesli olarak söyleyemediğim yazılarımı ifşa etmişti. Belli ki diğer sayfalarımı da okumuş , kendimle olan sırlarım gibi yazdıklarım aklıma gelince kaynar su dökülmüş gibi hissettim. Odama gidip günlüğümü aldım , dışarı çıkıp yaktım ve ağladım. En yakın arkadaşımı ,sırdaşımı ,yaşama sevinvimin büyük etkenlerinden birini kaybetmişim gibi ağladım. O günden sonra bir daha günlük değil not bile yazmadım kenara.
Bu hayat dediğimiz ilginç yaşam alanında , kimse mutlu değil. Herkes bir şekilde mutluluk arıyor. Kimi parası var ,aşk arıyor. kimi aşk karın doyurmuyor diye para arıyor gibi gibi. Hep sorunlar var hayatta ya da bizim sorun diye tabir ettiğimiz durumlar var. Belki de hayat böyledir. Hiç borcun yok istediklerin elinde ev,eş,aile,çocuklar,bankada para,tatiller,geziler.... mutlaka bir sorunla karşılaşacaksındır. belki de bu hayat denilen kısa yaşam alanı böyle dizayn edilmiştir. 6 yaşımda iken sabah 07:00 da uyandırıldığımda devam eden 27 yıl boyunca aynı saatte kalkmak zorunda olduğumu bilmiyordum mesela. Okurken okulu bitirme derdi, bitince iş bulma derdi, bulunca evlilik, sonra çocuklar ,daha çok kazanç derken bir baktım yaım 34 olmuş. Geriye dönüp baktığımda o kadar çok şey kaçırdığımı farkettim ki. Çocuklarımın bebekliklerini bile hatırlamıyorum. hep bir tık daha iyiye gitmek için ya da kendiliğinden oluşan sorunları halletmek için çabalarken yaşadığım tüm hayatı kaçırmışım. Yaşamak kısmını atlamışım, gerçek güzellikleri hep ıskalamışım. Yine güvenden dolayı yediğim kazıkla sıfırın altına inmemle bugün geriye doğru baktığımda evim ,arabam,param hiçbirinin olmadığını farkettim. Kirada oturup kirayı ödeyememek , küçük oğlunun okul taksitini yatıramamak, eve alışveriş yapamamak, hatta 34 yaşında 2 çocuklu bir aile babası iken cebinizde hiç para olmadan evet hiç olmadan işe gidip gelmek. Yaşama sevincimi kaybettiğimi düşündüğüm bu günlerde ,benden daha kötü durumda olan insnaların olduğu gerçeği bende hiç bir etki uyandırmıyor. herkes o kadar yalnız ve tek başına ki bu hayatta 4 yaşındaki oğlum hastayken acısını kendi çekiyor. Baba ve anne olarak üzülüyorsunuz ama siz başka tarafa bakarken ya da siz uyurken onun acısı ve ağrısı devam ediyor. Bu hayatın neredeyse herkeste benzer olmasının nedeni belki de yaşamın aslında böyle olmasıdır. Biz bişeyleri kendimize sorun edip büyüttük mü acaba.İşyerinde ,ailemde , eşim ile, dışarıda o kadar ters ve huzursuz ki herşey ama içim de bir o kadar huzur dolu ki :) ölüm bile umrumda değil. beynimin ya da kalbimin bir parçası çalışmıyor ya da çalışmayı durdurmuş . çünkü korku ,endişe,heyecan,sevgi,umut gibi duyguların gerçekten bende çalışmadığını biliyorum. Bu durum aslında benim için son yılarda aldığım en iyi haber .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder