04.12.2019
Bugün kendime bir söz verdim. Zamanı geldiğinde , Önce eşim ve çocuklarımla birlikte çok güzel bir gün geçirmek ,parka gitmek ,gülüp eğlenmek. Akşam hep birlikte yemek yemek. Eşime bugüne kadar söylemediğim ama söylemek istediğim güzel sözleri söylemek. Ona onu sevdiğimi söylemek ve teşekkür etmek. Son kez sevişmek. Eşimi ve çocuklarımı biryerden para bulup ailesinin yanına Türkmenistana göndermek. Bir daha asla ama asla dönmemek üzere. Onlar gittikten sonra ,evi temizleyip taşınma şeklinde toparlıycam. İşi bırakıcam ,eşimle birlikte izlemekten keyif aldığımız bir iki dizi film izliycem. Ereğli de tanıdıklarımı dolaşıp hoş sohbet yapıcam. Son paramın tamamını bulabildiğim gerçek ihtiyaç sahibine vericem. Sonra evime gelicem. Her zaman hep birlikte film izlediğimiz kanepeye oturucam tam ortasına.
Haberlerde okurdum , oğluna çikolata alamayan baba oğlunu öldürdü. Geçim sıkıntısından intihar etti diye. Asla aklım almazdı. Olamaz derdim hep , mümkün değil. oluyormuş.
Geçim sıkıntısı , zor yıllar, doğup büyüdüğün şehri terketmek zorunda kalmak, asosyal hayata alışmaya çalışmak , kimseden destek görememek , aile tavırlarının zoruna gitmesi. 33 yaşında 2 çocuklu bir baba olarak buraya kadar dostlar. Ben gidiyorum yakında.
Güngörende gezip tozmayı çok severdim ,hiç istemedim gitmeyi.
İstanbul daki dostlarımla sohbet etmeyi çok severdim , özledim onları
Burada alışmaya çalışırken, pazar günleri ailem ile bizimkilere gitmeyi ve konuşmayı çok severdim.
Evde ki o koltukta 4 kişi oturup üstümüze battaniye serip animasyon film izlemeyi çok severdim.
Ailemle market alışverişine gitmeyi çok severdim.
Akşamları eşimin dizine yatmayı ,saçlarımı okşamasına bayılırdım.
Yüksel ile telefonla konuşmaya, sürekli hayal kurmaya bayılırdım. Tek dostum.
Eşim ve çocuklarım asla Türkiye'de yaşamayacak. Türkmenistan'da ailesinin yanında yaşasınlar. Eşimin evlenmesini istemiyorum ,çocuklarıma sahip çıkacak bir ailesi var zaten. Hiç kimse çocuklarıma bağırmasın asla. Sakın ama sakın çocuklarımı iyi birey olarak yetiştirmeyin. Kötü olsunlar.
Kuzi bu dünyada sağlık ve dostluktan sonra paradan daha değerli hiçbirşey yok. Ailene sahip çık , sakın iyi bir insan olma ve benimkileri de unutma sakın.
Beni sakın gömmeyin. Vasiyet ediyorum sana Yüksel Derman, benim naaşım yakılacak. Bu senden son isteğim , yerine getireceksin.
Hoşçakalın. Emre Derman.
4 Aralık 2019 Çarşamba
insanları tanıma dönemi.
İşe başladığım ilk hafta aracın kredi günü geldi ve A ile görüşerek krediyi unutmamasını yatırmasını söyledim. Detaylara girmek istemiyorum ,krediyi yatırmadı. Aracın arkasında ki iade alacağı ürünleride almadığı ailemn evinin altındaki depoya koyduğunu öğrendim. Akabinde kredi tahsilatı hesabımdan çekildi eksi hesaba düştüm , daha önceki işletme benim adıma iken çekilen kredilerin ödenmemesi sebebiyle banka hesaplarıma icra koydu. Kullandığım kredi kartım ve bankamatik kartım dahil hesaplarım dondu. Cebimde para yoktu , işe yeni başlamıştım ve sorunlar büyümeye başladı. Çözüm için aileyi bir araya getirdik. Yeni başladığım işyerinde izin alarak İstanbula gittik. Aile içi konuşmada öyle bir duruma maruz bırakldım ki , sanki sorunlu yalancı adam benim ve bu sorunu çözmeye çalışıyorlar durumu oluştu. Çok zoruma gitti. Sessiz kaldım herşeyi kabul ettim. Arabamı aldılar, 6000 TL ödemesini yapmış olmama rağmen sözkonusu bile edilmedi. İade almadığı ürünlerin parasını da bana daha önce onun için çektiğim kredi karşılığı olarak saydılar. Özetle arabam gitti , 6000 TL param gitti , 16000 TL lik kredi borcu kaldı üstüme.
Hayata bu şekilde devam etmeye alışmaya çalışırken ,kira , masraflar, faturalar, kredi ,okul taksiti gib masraflar gelmeye başladı. Hiç param yoktu ve ilk maaşımı almama 3 hafta vardı. Eve gelirken eşim yoğurt itedi bir akşam param olmadığı için alamadım. Eve geldiğimde bunu söyleyince durumu daha iyi anladım. Çok kötü hissettim kendimi. Ertesi gün küçük oğlum 4 yaşında sabah yanıma gelip baba rüyamda bizim arabayı gördüm dedi ve ben.....
Herşeye rağmen hayata daha sıkı sarılmalıyım diye işime odaklandım. Ve aynı ayın son haftası çalıştığım fabrikada yangınçıktı................
O süreci anlatmama gerek yok , sırf işe sahip çıkmak için her sabah erken saatte fabrikaya geldim her işi yaptım. Geç saatlere kadar çalışıp eve döndüm. o günlerde bir anım var, bir sabah fabrikaya giderken M bey müdürüm ve H hanım müdür ile birlikte simit almak için durduk. H hanım ile birlikte simit almaya gittik ben yemeyeciğimi söyledim. Eşlik ettim , 4 adet simit aldı ve cüzdanını açtığında sadece 200 lük banknotlar vardı. Fırıncıya kusura bakmayın bozuğum yok diyerek 200 TL yi uzattı , fırıncıda sabah sabah nasıl bozayım onu zaten 6 TL yok mu bozuk dedi. İşte o an yok olmak istiyor insan, anında kaybolmak ya da zamanı durdurmak. Rezil oldum.
Bizimkilerin bir evi var. 6-7 yıllık bir müstakil ev. Annem de Babam da emekli , normal şartlarda aldıkları emeklimaaşları ile kira olmadan böyle bir yerde çok rahat yaşam sürdürülebilir. Ancak borçları var, hem şahıs hem banka borçları var. Artık gelir gideri karşılamadığı için evi satmaya karar verdiler. 3 senedir satmaya çalışıyoruz ,ilan vermediğimiz yer emlakçı tanıdık kalmadı. 450000 TL istiyorlar ancak evde tapu sorunu var. Bölge hisseli tapu olduğundan kimse yanaşmıyor. 3 yıldır 0 müşteri. Tek bir gerçek müşteri geldi 5 ay kadar önce ,üniversitede hoca. Tüm araştırmalarını yaptı. Tayin durumu olmadığı için bilerek görerek ve isteyerek eve tlip oldu. Ancak toplamda çıkarabildiği rakam 410000 TL oldu. Günlerce konuştum bizimkilerle ikna etmeye çalıştım. Yatırım değerlendirme yapar 1 yılda tüm borcu öderiz ,sonra emekli maaşlarnızla rahat içinde yaşarsınız. En azından bana da faydası olur. Çok konuştum çok anlattım ama nafile. Emeklerimiz var rakam çok düşük diye satmadılar. Bugün 4 aralık 2019 artık sabrım kalmadı. Banka borçları ev sahibinin araması masraflar iyice boğulmaya baladım. Çaresizce tekrar dile getirdim konuyu ,önce babamı aradım sonra annemi. Netice değişmedi.
Hayata bu şekilde devam etmeye alışmaya çalışırken ,kira , masraflar, faturalar, kredi ,okul taksiti gib masraflar gelmeye başladı. Hiç param yoktu ve ilk maaşımı almama 3 hafta vardı. Eve gelirken eşim yoğurt itedi bir akşam param olmadığı için alamadım. Eve geldiğimde bunu söyleyince durumu daha iyi anladım. Çok kötü hissettim kendimi. Ertesi gün küçük oğlum 4 yaşında sabah yanıma gelip baba rüyamda bizim arabayı gördüm dedi ve ben.....
Herşeye rağmen hayata daha sıkı sarılmalıyım diye işime odaklandım. Ve aynı ayın son haftası çalıştığım fabrikada yangınçıktı................
O süreci anlatmama gerek yok , sırf işe sahip çıkmak için her sabah erken saatte fabrikaya geldim her işi yaptım. Geç saatlere kadar çalışıp eve döndüm. o günlerde bir anım var, bir sabah fabrikaya giderken M bey müdürüm ve H hanım müdür ile birlikte simit almak için durduk. H hanım ile birlikte simit almaya gittik ben yemeyeciğimi söyledim. Eşlik ettim , 4 adet simit aldı ve cüzdanını açtığında sadece 200 lük banknotlar vardı. Fırıncıya kusura bakmayın bozuğum yok diyerek 200 TL yi uzattı , fırıncıda sabah sabah nasıl bozayım onu zaten 6 TL yok mu bozuk dedi. İşte o an yok olmak istiyor insan, anında kaybolmak ya da zamanı durdurmak. Rezil oldum.
Bizimkilerin bir evi var. 6-7 yıllık bir müstakil ev. Annem de Babam da emekli , normal şartlarda aldıkları emeklimaaşları ile kira olmadan böyle bir yerde çok rahat yaşam sürdürülebilir. Ancak borçları var, hem şahıs hem banka borçları var. Artık gelir gideri karşılamadığı için evi satmaya karar verdiler. 3 senedir satmaya çalışıyoruz ,ilan vermediğimiz yer emlakçı tanıdık kalmadı. 450000 TL istiyorlar ancak evde tapu sorunu var. Bölge hisseli tapu olduğundan kimse yanaşmıyor. 3 yıldır 0 müşteri. Tek bir gerçek müşteri geldi 5 ay kadar önce ,üniversitede hoca. Tüm araştırmalarını yaptı. Tayin durumu olmadığı için bilerek görerek ve isteyerek eve tlip oldu. Ancak toplamda çıkarabildiği rakam 410000 TL oldu. Günlerce konuştum bizimkilerle ikna etmeye çalıştım. Yatırım değerlendirme yapar 1 yılda tüm borcu öderiz ,sonra emekli maaşlarnızla rahat içinde yaşarsınız. En azından bana da faydası olur. Çok konuştum çok anlattım ama nafile. Emeklerimiz var rakam çok düşük diye satmadılar. Bugün 4 aralık 2019 artık sabrım kalmadı. Banka borçları ev sahibinin araması masraflar iyice boğulmaya baladım. Çaresizce tekrar dile getirdim konuyu ,önce babamı aradım sonra annemi. Netice değişmedi.
30 Kasım 2019 Cumartesi
devam
Aslında zeki bir insanım , çevremdeki insanlar yıllarca akıllı biri olduğumu söylediler. ama ben akıllı değil zeki biri olduğumu biliyorum. ÇAbuk öğrenir ,kavrar,analitik düşünebilirim. Mükemmel yalan söyler ,eylemlerimi ve söylemlerimi satranç oyunu gibi yönlendirebilirim. İnsanlarla aram hep iyi olmuştur , grup içinde her zaman lider pozisyonda oldum. Özelikle kadınlarla aram çok daha iyi. Aslında insan olarak tek yeteneğim bu sanırım eğer yetenek diye tabir edilebilirse. Her zaman karşı tarafı düşünen biri olduğum için hep kaybettim. Şimdi farkettim belki de kadınlarla aram bu nedenle iyidir. Neyse , en küçük durumdan en büyüğüne hep karşı tarafı düşüdüm.
3 kardeşiz , 36 yaşında bir ablam 24 yaşında bir kız kardeşim var. Ablamdan başlayalım ,eşi 20 yıl önce küçük bir atelyede inşaat malzemeleri üretip iç piyasaya satış yaparken ,çabaları ve gerçek anlamda çalışkanlığı sayesinde bugün büyük bir şirket olarak güzel paralar kazanıyorlar. Ama sadece kendilerine hayırları var , benciller yani. Örneğin ben İstanbul doğumluyum okudum ,büyüdüm ,yaşadım. İstanbulda küçük bir elektrikçi dükkanında babamın işyerinde çocuk yaşta çırak olarak çalışmaya başladım. Lise dönemlerinde ingilizce öğrenmek istediğimi söyledim , hafta içi tüm gün şantiyede çalışıp ,hafta sonu cumartesi günü yarım günü çalışarak şantiyedeki çelik bidonlardan elimi yüzümü yıkayıp 25 km mesafeden bakırköydeki ingilizce kursuna gidiyordum. Pazar günü sabah yola çıkıp 12 de erken etütlere girip akşam 19:00 da çıkıyordum. 1 yıl boyunca hayatımda ne hafta içi ne hafta sonu kendime ayıracak zamanım olmadı. Öğrendiğim dil sayesinde ablamın eşine Çin deki bir iş bağlantısında yardımcı oldum. Güzel sonuçlar doğdu ama benim için değil. Ben o dönemlerde zaten para odaklı çalışmıyordum ,insanlara iyilik yapmak yeterli geliyordu. Gelip geçen yıllarda babam işyerini kapatmak zorunda kaldı. Yeni evlendiğim dönem olduğu için hemen işe girdim. THY de çalışmaya başladım. Yabancı dilim, görüntüm , diksiyonum gereği yolcu hizmetleri memuru olmam gerekirken , torpilim olmadığı için bagaj hizmetlerinde işe girdim. Yaklaşık 1,5 yıl uçak altında bagaj taşıdım. Kirada otururken yeni doğan kızım ve ev giderleri bir araya gelince maaşım yetmemeye başladı. Her gün mesaiye kalmaya başladım. Sabah 10:00 da yola çıkıp 12:00de iş başı yapıyor akşam 22:00 de iş bitiyor. Servisle eve gelmem 23:00 oluyordu. Bu şekilde aylarca çalıştım ama para yetmedi.Ailem Konya Ereğli'ye taşınmış ev yaptırmış orada yaşamaya başlamışlardı. Bende eşimi ikna edip Ereğli'ye yerleştim. İşte tam olarak bu dönemde ablamın eşi beni göndermeyebilir ,iş teklifi sunabilirdi. Ben çalışkan biriyimdir , çalıştığım her işe sahip çıkar bir yapım var. Bu da yanlışmış ilerde anladım. Ereğli de çalışmaya başladım standartın biraz üstü bir maaşla kirada oturuyordum. 2 yıl sonra küçük kız kardeşim evlilik kararı aldığını duyurdu.
Kız kardeşimi sevdiğim için ailede tek başıma onun yanında durdum. Çalıştığım dönemde defalarca İstanbul'a gidip geldim. Aile tanışmalarında ortak nokta bulmaya çabaladım , üzülmesinler herkes hzuurlu hissetsin diye elimden geleni yaptım. Nihayetinde sözlendiler. Kardeşimin eşi çalışmak istemediğini işyeri açmak istediğini ama yabancı uyruklu olduğu için bu konuda desteğe ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de kız kardeşim için (yine iyi empati tarafım) benim üzerime açın dedim. İşyeri açıldı ,krediler çekildi ,ruhsatlar alındı. Çalışmaya başladılar. Babam ve ablamın eşi senin adına açılmış işyeri tüm risk senin üzerinde bunlar iş yapıyor para kazanıyorlar , söyle sana da aylık ödeme yapsınlar diye defalarca söylediler. Ben ihtiyacım olmasına rağmen istemedim, teklif edende olmadı. İlerleyen zamanlarda sektör değiştirerek tek bir ürün üzerinde ithalat yapıp yurtiçinde satış yapmaya başladılar. Başladılar dediğim 3 ortak olarak çalışıyorlardı. Bana da teklif sundular sana ürün vererlim sende anadoluda sat diye. düşündüm aklıma yattı. İstanbula gidip görüşme yaptım sözlü olarak tabi. Bana 45 TL fiyat verdi kardeşimin eşi ,ona A diyelim. A bana teklifi verdi ende ereğliye döndüm. hesaplarımı yaptım güvendiğim bir arkadaşıma bahsettim birlikte yapabileceğimizi söyledim. İstifa ederek işten ayrıldım (evet gerizekalı yankılarını duyuyorum) araç kiralayarak arkadaşım R ile İstanbul'a gittik. Bize söz verdikleri günden 4 gün gecikme yaşattılar dolaysıyla bizim masraflarımız bir hayli arttı. Araç kirası otel yemek asrafları gibi. Ürünlerin paketlemesinde 1 gece boyu sabaha kadar yardımcı olduk. Ertesi gün ürünleri yükledik ve bana fiyatların değiştiğini söylediler. :)) evet şaka gibi. Bize verdikleri ürün 50 TL ye yükseltildi. Hala iyi niyet çerçevesinde ürünleri alıp ereğliye döndük. Eve çıkarıp depoladım. Araç almak için peşinatım işyerinden aldığım güven tazminatı idi. Ancak eşim ve çocuklarım o dinemde ailesini yurtdışına ziyarete gitmişlerdi. Dönüş uçak biletinde sorun çıkınca uçağı kaçırdılar ve aynı güne yeni bilet almak zorunda kaldım. Vize problemleri nedeniyle (uzun hikaye). Aldığım güven tazminatı 12000TL idi. Aynı güne 3 adet uçak biletini 11000 TL ye almak zorunda kaldım. Mecburen kredi çekerek araç almak zorunda kaldım. Hiç param yoktu , ancak elimde ürün vardı ve satacağıma inanmıştım. 27500 Tl kredi çekerek bir doblo araba aldım kendime. Arkasına mal yükleyerek şehir şehir gezmeye başladım. İyi kötü satışlar oldu. Benim A dan aldığım ürün normal anlaşmada 56250TL tutuyordu. Değişen anlaşmaya göre rakam 62500TL ye yükseldi ,İstabul masrafı da üzerine eklenince rakam 66000TL ye çıktı. İlk haftalarda yaptığım tüm satışların ödemelerini firmaya gönderdim , bu esnada kendi masraflarımı kalan az miktardaki paramdan tolere etmeye çalışıyordum. Kısa keseyim iş anlaşmasını bitirmem için bana neredeyse hergün mobing uygulamaya başladılar. Bende en sonunda dayanamayarak iş anlaşmasını bitirmeye karar verdim. 1,5 aylık bir sürede firmaya 44540 TL ödeme yaptım, kalan borcum 17960 TL idi. Elimde kalan ürünler ve mevcut portföyü kendilerine devretmeyi teklif ettim. Bu hesaba göre hem yeni aldığım arabamın 5 taksitini ödeyebiliyordum , hem de yeni iş aramam için bana zaman kalıyordu. A bana bir teklif sundu , arabaya ihtiyacı olduğunu benim arabamı almak istediğini söyledi. Bende kredi masrafları ,ilk 2 taksitini ve sigorta parasını ödediğimi söyleyip ama bunlar sorun değil sen kalan taksitleri devam ettir öde senin olsun dedim. (yine iyilik aptallığım). Bu şekilde anlaştık. Elimdeki ürünleri hazırlayarak aracın arkasına koydum , gece geldiler aracı ve ürünleri teslim ettim. Akabinde iş aramaya başladım ,bu süreçte yeni bir iş buldum . Bir bisküvi fabrikasında dış ticaret satış operasyon üzerine. Mutluydum çünkü kısa sürede herşey yoluna girecekti..... Ancak..
3 kardeşiz , 36 yaşında bir ablam 24 yaşında bir kız kardeşim var. Ablamdan başlayalım ,eşi 20 yıl önce küçük bir atelyede inşaat malzemeleri üretip iç piyasaya satış yaparken ,çabaları ve gerçek anlamda çalışkanlığı sayesinde bugün büyük bir şirket olarak güzel paralar kazanıyorlar. Ama sadece kendilerine hayırları var , benciller yani. Örneğin ben İstanbul doğumluyum okudum ,büyüdüm ,yaşadım. İstanbulda küçük bir elektrikçi dükkanında babamın işyerinde çocuk yaşta çırak olarak çalışmaya başladım. Lise dönemlerinde ingilizce öğrenmek istediğimi söyledim , hafta içi tüm gün şantiyede çalışıp ,hafta sonu cumartesi günü yarım günü çalışarak şantiyedeki çelik bidonlardan elimi yüzümü yıkayıp 25 km mesafeden bakırköydeki ingilizce kursuna gidiyordum. Pazar günü sabah yola çıkıp 12 de erken etütlere girip akşam 19:00 da çıkıyordum. 1 yıl boyunca hayatımda ne hafta içi ne hafta sonu kendime ayıracak zamanım olmadı. Öğrendiğim dil sayesinde ablamın eşine Çin deki bir iş bağlantısında yardımcı oldum. Güzel sonuçlar doğdu ama benim için değil. Ben o dönemlerde zaten para odaklı çalışmıyordum ,insanlara iyilik yapmak yeterli geliyordu. Gelip geçen yıllarda babam işyerini kapatmak zorunda kaldı. Yeni evlendiğim dönem olduğu için hemen işe girdim. THY de çalışmaya başladım. Yabancı dilim, görüntüm , diksiyonum gereği yolcu hizmetleri memuru olmam gerekirken , torpilim olmadığı için bagaj hizmetlerinde işe girdim. Yaklaşık 1,5 yıl uçak altında bagaj taşıdım. Kirada otururken yeni doğan kızım ve ev giderleri bir araya gelince maaşım yetmemeye başladı. Her gün mesaiye kalmaya başladım. Sabah 10:00 da yola çıkıp 12:00de iş başı yapıyor akşam 22:00 de iş bitiyor. Servisle eve gelmem 23:00 oluyordu. Bu şekilde aylarca çalıştım ama para yetmedi.Ailem Konya Ereğli'ye taşınmış ev yaptırmış orada yaşamaya başlamışlardı. Bende eşimi ikna edip Ereğli'ye yerleştim. İşte tam olarak bu dönemde ablamın eşi beni göndermeyebilir ,iş teklifi sunabilirdi. Ben çalışkan biriyimdir , çalıştığım her işe sahip çıkar bir yapım var. Bu da yanlışmış ilerde anladım. Ereğli de çalışmaya başladım standartın biraz üstü bir maaşla kirada oturuyordum. 2 yıl sonra küçük kız kardeşim evlilik kararı aldığını duyurdu.
Kız kardeşimi sevdiğim için ailede tek başıma onun yanında durdum. Çalıştığım dönemde defalarca İstanbul'a gidip geldim. Aile tanışmalarında ortak nokta bulmaya çabaladım , üzülmesinler herkes hzuurlu hissetsin diye elimden geleni yaptım. Nihayetinde sözlendiler. Kardeşimin eşi çalışmak istemediğini işyeri açmak istediğini ama yabancı uyruklu olduğu için bu konuda desteğe ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de kız kardeşim için (yine iyi empati tarafım) benim üzerime açın dedim. İşyeri açıldı ,krediler çekildi ,ruhsatlar alındı. Çalışmaya başladılar. Babam ve ablamın eşi senin adına açılmış işyeri tüm risk senin üzerinde bunlar iş yapıyor para kazanıyorlar , söyle sana da aylık ödeme yapsınlar diye defalarca söylediler. Ben ihtiyacım olmasına rağmen istemedim, teklif edende olmadı. İlerleyen zamanlarda sektör değiştirerek tek bir ürün üzerinde ithalat yapıp yurtiçinde satış yapmaya başladılar. Başladılar dediğim 3 ortak olarak çalışıyorlardı. Bana da teklif sundular sana ürün vererlim sende anadoluda sat diye. düşündüm aklıma yattı. İstanbula gidip görüşme yaptım sözlü olarak tabi. Bana 45 TL fiyat verdi kardeşimin eşi ,ona A diyelim. A bana teklifi verdi ende ereğliye döndüm. hesaplarımı yaptım güvendiğim bir arkadaşıma bahsettim birlikte yapabileceğimizi söyledim. İstifa ederek işten ayrıldım (evet gerizekalı yankılarını duyuyorum) araç kiralayarak arkadaşım R ile İstanbul'a gittik. Bize söz verdikleri günden 4 gün gecikme yaşattılar dolaysıyla bizim masraflarımız bir hayli arttı. Araç kirası otel yemek asrafları gibi. Ürünlerin paketlemesinde 1 gece boyu sabaha kadar yardımcı olduk. Ertesi gün ürünleri yükledik ve bana fiyatların değiştiğini söylediler. :)) evet şaka gibi. Bize verdikleri ürün 50 TL ye yükseltildi. Hala iyi niyet çerçevesinde ürünleri alıp ereğliye döndük. Eve çıkarıp depoladım. Araç almak için peşinatım işyerinden aldığım güven tazminatı idi. Ancak eşim ve çocuklarım o dinemde ailesini yurtdışına ziyarete gitmişlerdi. Dönüş uçak biletinde sorun çıkınca uçağı kaçırdılar ve aynı güne yeni bilet almak zorunda kaldım. Vize problemleri nedeniyle (uzun hikaye). Aldığım güven tazminatı 12000TL idi. Aynı güne 3 adet uçak biletini 11000 TL ye almak zorunda kaldım. Mecburen kredi çekerek araç almak zorunda kaldım. Hiç param yoktu , ancak elimde ürün vardı ve satacağıma inanmıştım. 27500 Tl kredi çekerek bir doblo araba aldım kendime. Arkasına mal yükleyerek şehir şehir gezmeye başladım. İyi kötü satışlar oldu. Benim A dan aldığım ürün normal anlaşmada 56250TL tutuyordu. Değişen anlaşmaya göre rakam 62500TL ye yükseldi ,İstabul masrafı da üzerine eklenince rakam 66000TL ye çıktı. İlk haftalarda yaptığım tüm satışların ödemelerini firmaya gönderdim , bu esnada kendi masraflarımı kalan az miktardaki paramdan tolere etmeye çalışıyordum. Kısa keseyim iş anlaşmasını bitirmem için bana neredeyse hergün mobing uygulamaya başladılar. Bende en sonunda dayanamayarak iş anlaşmasını bitirmeye karar verdim. 1,5 aylık bir sürede firmaya 44540 TL ödeme yaptım, kalan borcum 17960 TL idi. Elimde kalan ürünler ve mevcut portföyü kendilerine devretmeyi teklif ettim. Bu hesaba göre hem yeni aldığım arabamın 5 taksitini ödeyebiliyordum , hem de yeni iş aramam için bana zaman kalıyordu. A bana bir teklif sundu , arabaya ihtiyacı olduğunu benim arabamı almak istediğini söyledi. Bende kredi masrafları ,ilk 2 taksitini ve sigorta parasını ödediğimi söyleyip ama bunlar sorun değil sen kalan taksitleri devam ettir öde senin olsun dedim. (yine iyilik aptallığım). Bu şekilde anlaştık. Elimdeki ürünleri hazırlayarak aracın arkasına koydum , gece geldiler aracı ve ürünleri teslim ettim. Akabinde iş aramaya başladım ,bu süreçte yeni bir iş buldum . Bir bisküvi fabrikasında dış ticaret satış operasyon üzerine. Mutluydum çünkü kısa sürede herşey yoluna girecekti..... Ancak..
20 Kasım 2019 Çarşamba
Başlangıç...
Hayatımda hiç blog yazmadım ,kim okur kime hitap edebilirim ya da hitap etmek istiyormuyum pek emin değilim. 16 - 17 yaşlarında lisede okurken günlük tutmaya başlamıştım.Aslında epey de başarılıydı bana göre. İzlediğim filmler ,günlük ilginç olaylar ,ailem ,arkadaşlarım 17 yaşındaki bir bireyin hayatına ne sığar ve ne ilginç gelirse onlar vardı işte. Sesli olarak söyleyemediğim şeyler örneğin sevdiğim bir dizi karakteri hoşlandığım bir kız gibi sessizce yazdıklarım bana o defterin en yakın arkadaşım olduğunu hissettirirdi. İlginç bir şekilde akşam defterimle paylaştığım duygular yazma isteği 17 yaşındaki bir ergen çocukta yaşama sevincini artırmıştı. Yaşadığım minör ya da major durumlarda akşam defterimle paylaşacağım duygusu sanki o sorunun ortadan kalkacağını ya da güzel anının daha derinlerde kalıcı iz bırakacağını hissederdim. Ta ki bir gün lisenin son yılında iken eve geldiğimde annem bazı arkadaşları ile sohbet ediyor ve gülüyorlardı. Tanıdık cümle ve kelimeler daha iyi duyulur , benim günlüğümden birkaç satır duydum , duyduğuma emindim. Hemen odama gidip günlüğüme baktım yerinde duruyordu. Aileniz sizi güven konusunda nasıl yetiştirirse öyle büyürsünüz ve bu karakteristik özelliğinize yapışır. Yıllar geçse de kazık ve darbeler yeseniz de bu güven durumu değişmez. Aileme duyduğum güvenden dolayı şüphelenmedim sanırım yanlış duydum diye geçiştirdim. Birkaç gün sonra bir akşam yemeğinde akrabaar var iken konu bir diziden açıldı ve annem anlatmaya başladı. Emre günlüğüne yazmış diziyi ve karakterleri şöyle seviyorum hastasıyım aşığım gbi benim sesli olarak söyleyemediğim yazılarımı ifşa etmişti. Belli ki diğer sayfalarımı da okumuş , kendimle olan sırlarım gibi yazdıklarım aklıma gelince kaynar su dökülmüş gibi hissettim. Odama gidip günlüğümü aldım , dışarı çıkıp yaktım ve ağladım. En yakın arkadaşımı ,sırdaşımı ,yaşama sevinvimin büyük etkenlerinden birini kaybetmişim gibi ağladım. O günden sonra bir daha günlük değil not bile yazmadım kenara.
Bu hayat dediğimiz ilginç yaşam alanında , kimse mutlu değil. Herkes bir şekilde mutluluk arıyor. Kimi parası var ,aşk arıyor. kimi aşk karın doyurmuyor diye para arıyor gibi gibi. Hep sorunlar var hayatta ya da bizim sorun diye tabir ettiğimiz durumlar var. Belki de hayat böyledir. Hiç borcun yok istediklerin elinde ev,eş,aile,çocuklar,bankada para,tatiller,geziler.... mutlaka bir sorunla karşılaşacaksındır. belki de bu hayat denilen kısa yaşam alanı böyle dizayn edilmiştir. 6 yaşımda iken sabah 07:00 da uyandırıldığımda devam eden 27 yıl boyunca aynı saatte kalkmak zorunda olduğumu bilmiyordum mesela. Okurken okulu bitirme derdi, bitince iş bulma derdi, bulunca evlilik, sonra çocuklar ,daha çok kazanç derken bir baktım yaım 34 olmuş. Geriye dönüp baktığımda o kadar çok şey kaçırdığımı farkettim ki. Çocuklarımın bebekliklerini bile hatırlamıyorum. hep bir tık daha iyiye gitmek için ya da kendiliğinden oluşan sorunları halletmek için çabalarken yaşadığım tüm hayatı kaçırmışım. Yaşamak kısmını atlamışım, gerçek güzellikleri hep ıskalamışım. Yine güvenden dolayı yediğim kazıkla sıfırın altına inmemle bugün geriye doğru baktığımda evim ,arabam,param hiçbirinin olmadığını farkettim. Kirada oturup kirayı ödeyememek , küçük oğlunun okul taksitini yatıramamak, eve alışveriş yapamamak, hatta 34 yaşında 2 çocuklu bir aile babası iken cebinizde hiç para olmadan evet hiç olmadan işe gidip gelmek. Yaşama sevincimi kaybettiğimi düşündüğüm bu günlerde ,benden daha kötü durumda olan insnaların olduğu gerçeği bende hiç bir etki uyandırmıyor. herkes o kadar yalnız ve tek başına ki bu hayatta 4 yaşındaki oğlum hastayken acısını kendi çekiyor. Baba ve anne olarak üzülüyorsunuz ama siz başka tarafa bakarken ya da siz uyurken onun acısı ve ağrısı devam ediyor. Bu hayatın neredeyse herkeste benzer olmasının nedeni belki de yaşamın aslında böyle olmasıdır. Biz bişeyleri kendimize sorun edip büyüttük mü acaba.İşyerinde ,ailemde , eşim ile, dışarıda o kadar ters ve huzursuz ki herşey ama içim de bir o kadar huzur dolu ki :) ölüm bile umrumda değil. beynimin ya da kalbimin bir parçası çalışmıyor ya da çalışmayı durdurmuş . çünkü korku ,endişe,heyecan,sevgi,umut gibi duyguların gerçekten bende çalışmadığını biliyorum. Bu durum aslında benim için son yılarda aldığım en iyi haber .
Bu hayat dediğimiz ilginç yaşam alanında , kimse mutlu değil. Herkes bir şekilde mutluluk arıyor. Kimi parası var ,aşk arıyor. kimi aşk karın doyurmuyor diye para arıyor gibi gibi. Hep sorunlar var hayatta ya da bizim sorun diye tabir ettiğimiz durumlar var. Belki de hayat böyledir. Hiç borcun yok istediklerin elinde ev,eş,aile,çocuklar,bankada para,tatiller,geziler.... mutlaka bir sorunla karşılaşacaksındır. belki de bu hayat denilen kısa yaşam alanı böyle dizayn edilmiştir. 6 yaşımda iken sabah 07:00 da uyandırıldığımda devam eden 27 yıl boyunca aynı saatte kalkmak zorunda olduğumu bilmiyordum mesela. Okurken okulu bitirme derdi, bitince iş bulma derdi, bulunca evlilik, sonra çocuklar ,daha çok kazanç derken bir baktım yaım 34 olmuş. Geriye dönüp baktığımda o kadar çok şey kaçırdığımı farkettim ki. Çocuklarımın bebekliklerini bile hatırlamıyorum. hep bir tık daha iyiye gitmek için ya da kendiliğinden oluşan sorunları halletmek için çabalarken yaşadığım tüm hayatı kaçırmışım. Yaşamak kısmını atlamışım, gerçek güzellikleri hep ıskalamışım. Yine güvenden dolayı yediğim kazıkla sıfırın altına inmemle bugün geriye doğru baktığımda evim ,arabam,param hiçbirinin olmadığını farkettim. Kirada oturup kirayı ödeyememek , küçük oğlunun okul taksitini yatıramamak, eve alışveriş yapamamak, hatta 34 yaşında 2 çocuklu bir aile babası iken cebinizde hiç para olmadan evet hiç olmadan işe gidip gelmek. Yaşama sevincimi kaybettiğimi düşündüğüm bu günlerde ,benden daha kötü durumda olan insnaların olduğu gerçeği bende hiç bir etki uyandırmıyor. herkes o kadar yalnız ve tek başına ki bu hayatta 4 yaşındaki oğlum hastayken acısını kendi çekiyor. Baba ve anne olarak üzülüyorsunuz ama siz başka tarafa bakarken ya da siz uyurken onun acısı ve ağrısı devam ediyor. Bu hayatın neredeyse herkeste benzer olmasının nedeni belki de yaşamın aslında böyle olmasıdır. Biz bişeyleri kendimize sorun edip büyüttük mü acaba.İşyerinde ,ailemde , eşim ile, dışarıda o kadar ters ve huzursuz ki herşey ama içim de bir o kadar huzur dolu ki :) ölüm bile umrumda değil. beynimin ya da kalbimin bir parçası çalışmıyor ya da çalışmayı durdurmuş . çünkü korku ,endişe,heyecan,sevgi,umut gibi duyguların gerçekten bende çalışmadığını biliyorum. Bu durum aslında benim için son yılarda aldığım en iyi haber .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)