İşe başladığım ilk hafta aracın kredi günü geldi ve A ile görüşerek krediyi unutmamasını yatırmasını söyledim. Detaylara girmek istemiyorum ,krediyi yatırmadı. Aracın arkasında ki iade alacağı ürünleride almadığı ailemn evinin altındaki depoya koyduğunu öğrendim. Akabinde kredi tahsilatı hesabımdan çekildi eksi hesaba düştüm , daha önceki işletme benim adıma iken çekilen kredilerin ödenmemesi sebebiyle banka hesaplarıma icra koydu. Kullandığım kredi kartım ve bankamatik kartım dahil hesaplarım dondu. Cebimde para yoktu , işe yeni başlamıştım ve sorunlar büyümeye başladı. Çözüm için aileyi bir araya getirdik. Yeni başladığım işyerinde izin alarak İstanbula gittik. Aile içi konuşmada öyle bir duruma maruz bırakldım ki , sanki sorunlu yalancı adam benim ve bu sorunu çözmeye çalışıyorlar durumu oluştu. Çok zoruma gitti. Sessiz kaldım herşeyi kabul ettim. Arabamı aldılar, 6000 TL ödemesini yapmış olmama rağmen sözkonusu bile edilmedi. İade almadığı ürünlerin parasını da bana daha önce onun için çektiğim kredi karşılığı olarak saydılar. Özetle arabam gitti , 6000 TL param gitti , 16000 TL lik kredi borcu kaldı üstüme.
Hayata bu şekilde devam etmeye alışmaya çalışırken ,kira , masraflar, faturalar, kredi ,okul taksiti gib masraflar gelmeye başladı. Hiç param yoktu ve ilk maaşımı almama 3 hafta vardı. Eve gelirken eşim yoğurt itedi bir akşam param olmadığı için alamadım. Eve geldiğimde bunu söyleyince durumu daha iyi anladım. Çok kötü hissettim kendimi. Ertesi gün küçük oğlum 4 yaşında sabah yanıma gelip baba rüyamda bizim arabayı gördüm dedi ve ben.....
Herşeye rağmen hayata daha sıkı sarılmalıyım diye işime odaklandım. Ve aynı ayın son haftası çalıştığım fabrikada yangınçıktı................
O süreci anlatmama gerek yok , sırf işe sahip çıkmak için her sabah erken saatte fabrikaya geldim her işi yaptım. Geç saatlere kadar çalışıp eve döndüm. o günlerde bir anım var, bir sabah fabrikaya giderken M bey müdürüm ve H hanım müdür ile birlikte simit almak için durduk. H hanım ile birlikte simit almaya gittik ben yemeyeciğimi söyledim. Eşlik ettim , 4 adet simit aldı ve cüzdanını açtığında sadece 200 lük banknotlar vardı. Fırıncıya kusura bakmayın bozuğum yok diyerek 200 TL yi uzattı , fırıncıda sabah sabah nasıl bozayım onu zaten 6 TL yok mu bozuk dedi. İşte o an yok olmak istiyor insan, anında kaybolmak ya da zamanı durdurmak. Rezil oldum.
Bizimkilerin bir evi var. 6-7 yıllık bir müstakil ev. Annem de Babam da emekli , normal şartlarda aldıkları emeklimaaşları ile kira olmadan böyle bir yerde çok rahat yaşam sürdürülebilir. Ancak borçları var, hem şahıs hem banka borçları var. Artık gelir gideri karşılamadığı için evi satmaya karar verdiler. 3 senedir satmaya çalışıyoruz ,ilan vermediğimiz yer emlakçı tanıdık kalmadı. 450000 TL istiyorlar ancak evde tapu sorunu var. Bölge hisseli tapu olduğundan kimse yanaşmıyor. 3 yıldır 0 müşteri. Tek bir gerçek müşteri geldi 5 ay kadar önce ,üniversitede hoca. Tüm araştırmalarını yaptı. Tayin durumu olmadığı için bilerek görerek ve isteyerek eve tlip oldu. Ancak toplamda çıkarabildiği rakam 410000 TL oldu. Günlerce konuştum bizimkilerle ikna etmeye çalıştım. Yatırım değerlendirme yapar 1 yılda tüm borcu öderiz ,sonra emekli maaşlarnızla rahat içinde yaşarsınız. En azından bana da faydası olur. Çok konuştum çok anlattım ama nafile. Emeklerimiz var rakam çok düşük diye satmadılar. Bugün 4 aralık 2019 artık sabrım kalmadı. Banka borçları ev sahibinin araması masraflar iyice boğulmaya baladım. Çaresizce tekrar dile getirdim konuyu ,önce babamı aradım sonra annemi. Netice değişmedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder